Profesyonel bir futbol müsabakasında ya da bir NBA maçında oynamak nasıl bir his hiç düşündünüz mü? Otobüsten inip soyunma odasına girerken, dolabınızın önüne gelip sizin için hazırlanmış ve kazanmak için terletmenizi bekleyen formayla göz göze gelmenin, dışarıdan gelen uğultular, tezahüratlar eşliğinde o koridorlarda yürümenin ve sahaya çıkıp etrafınıza bakmanın, o gözlerle stadyumu ya da spor salonunu dolduran insanların sevgisini ve ilgisinin görmenin nasıl bir his olduğunu düşündünüz mü?

Eğer cevabınız “Evet” ise size çok iyi bir haberimiz var. Çünkü artık bunu yalnızca hayal etmenize gerek yok. Teknoloji size bu anları birebir sporcuların gözünden deneyimleme şansı sunuyor. Nasıl mı? İşte bir örneği;

Yakın geçmişte Golden State Warriors ile teknoloji partnerliğini duyuran Accenture firmasının sağladığı Fannovate, Sanal Gerçeklik deneyimi ile taraftarlarına bunu sağladı. Geçtiğimiz Aralık ayının başında oynadığı Houston Rockets karşılaşmasında tüm taraftarlarına kendi aplikasyonları üzerinden oyuncuların gözünden, oyunu yaşama imkanı verdi. VR gözlükler ve bir mobil uygulama ile sağlanan bu gerçeklikte Warriors taraftarları, sporcuların gözünden soyunma odasını, sahaya gelen koridoru, sahanın içini ve çekişmeyi farklı, daha yakın ve daha gerçek bir açıdan izleme olanağı yaşadılar.

 

Peki bu yalnızca NBA ya da Golden State Warriors taraftarlarına özgü bir kullanım alanı mı? Tabi ki değil. Aslında benzer uygulamalar ve araştırmalar daha önceki yıllarda da gündeme taşınmıştı. Mart 2014’de “Ted Konuşmaları” kapsamında Chris Kluwe da benzer bir şekilde “Sanal Gerçeklik” aracılığıyla spor deneyimlerinin nasıl farklılaştırılabileceğini ve aslında bu yolla taraftarların sporcularla daha fazla empati kurarak sporu daha içten bir bağ ile sevebileceğini anlatmıştı. Uygulamayı Amerikan Futbolu üzerinden anlatan Kluwe, sporcuların kasklarına yerleştirilmiş kameralar sayesinde taraftarların sahanın içinde olmasının, karşısında kendine doğru koşan 130 kg’lık bir savunma oyuncusu varken neler hissedebileceğini deneyimlemesinin spor alanında ne kadar çığır açıcı bir gelişme olduğunu aktarmıştı.

Aslında bu iki alan yalnızca birer örnek, bir motorcunun, bir futbolcunun ya da bir cross bisikletçinin gözünden, o anı yaşamak seyirci için bugüne kadar yaşadığı spor deneyimlerinden çok daha farklı bir gözle sporu anlamlandırması ve tat alması için yeterli olacaktır.

Tabi ki bu teknoloji yalnızca seyirci deneyimleri için değil, takımlar için de bir çok olanağı beraberinde getiriyor. Teknik ekipler, yöneticiler ya da hakemler sahaya daha yakından bakma, sporcunun gözünden sahaya hakim olma gibi pek çok imkana erişip buna göre yöntem belirleme şansı yakalıyorlar. Veri akışları sayesinde anlık reaksiyonlar ve taktiksel değişiklikler sağlayabiliyorlar. Hatta oyuncunun gözünden baktıkça onu yönlendirebiliyor ve daha fazla başarı kazanabiliyorlar. Bu kısmı şimdilik yalnızca hayal olsa da, bahsedilen imkanların hepsine sahip olmak için yapılması gereken tek şey, bu teknolojiye sahada bir yer açmak ve gelişmesi için katkı sunmak.

Leave a Reply